ANKARA - BHA
Eğitimci - Türkolog Hayat Aras, yazısında şu ifadelere yer verdi:
''Özgürlük bedel ister, bağımsızlık fedakârlık. Acıyla yoğrulan direniş; gözyaşının kana karıştığı yerde vatan olur. Takvim sayfalarında, sıradan herhangi bir 365 gün, Azerbaycan’ın belleğinde kanla yazılmış kara bir gün. Cengiz Aytmatov’un dediği gibi “İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.” Rakamlar bazen sözcüklerin taşıyamayacağı yükü taşır. İnsanoğlunun anlatabilme yeteneğinin sınırları hatırlatan bu cümleyle, kelimeler susar rakamlar konuşur: 146 canın sonsuza dek dünyası değişti, 744 kişi yaralı kaldı. Aslında o gün; ölen insanlık, yaralanan coğrafyanın kaderi idi.
Rüzgârlar şehri Bakü’de, rüzgârın o günkü görevi çok ağırdı. Esen yeller, çocukların yüreğindeki çığlığı Hazar’a, anaların feryadını toprağa, milyonların duasını göklere taşıdı. Umut, toprağa düşünce kök saldı. Özgürlük yüzbinlerin yüreğinde buluşup Bakü sokaklarında yankılandı. Korkuyla diz çöktürülemeyen ulusların tarihleri destanlaşır. 20 Ocak, işte o destanın yazıldığı gündür.
16 Aralık 1986 yılında Kazakistan’daki Jeltoksan Olayları ve Azerbaycan’da özgürlük mücadelesini kırmak amacıyla yapılan müdahaleler; ulusal bilinci güçlendiren, Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecini hızlandıran, halkı bağımsızlığa götüren, Türk Dünyasının kapılarını aralayan dönüm noktaları oldu. Esaretin geçici reformlarla değil, kalıcı direnişle sona ereceği gerçeği; kısa sürede Türk Dünyasında bağımsızlık düşüncesini harekete geçirdi. Bu nedenledir ki; Mihail Gorbaçov; 20 Ocak 1990’da Sovyet ordusunu Bakü’ye göndermesini ve 25 Aralık 1991’de görevinden istifasını hayatının iki büyük hatası olarak kabul eder.
Ermenistan’ın artan toprak talepleri içinde Dağlık Karabağın da yer alması ve bölgenin Ermenistan’a bağlanma kararı, Azerbaycan’da tepkiyle karşılandı. Halk, bu kararı protesto etmek için Bakü'de mitingler düzenledi. Talep ve tepkinin doğurduğu sonuçtan, artan mitinglerden endişelenen Sovyet Yönetimi, 19 Ocak’ta Azerbaycan televizyonunun enerji sağlayıcısını patlatarak yayını kesti. Amaç, askerî müdahaleyle ilgili halkın haber alma hakkını engellemek, iletişimi bilinçli olarak karanlığa ve sessizliğe gömmekti. 5 koldan Bakü’ye giren tanklar; yaşlı, genç, çocuk demeden ambulansları, otobüsleri, sivilleri ezip geçmekten çekinmedi. Tanklara, silahlara, sokağa çıkma yasağına ve ölümlere rağmen sokağa çıkanların sayısının 1.5 milyonu bulduğu söylenir. Azerbaycan halkı, 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan o geceyi, ertesi güne kapkara karanlıkla ve kanla teslim etmişti.
Toprak zorlandı üstüne düşen kandan, karanfiller ağladı kan kırmızısı rengi taşımaktan. Kar çekindi ak renkte yağmaktan. Güneş utandı kızıllığıyla doğmaktan. Kurşunlar bedenleri deldi ama geçemedi yüreklerden. 20 Ocak bir yas günüdür; ama aynı zamanda can Azerbaycan’ın yeniden doğduğu onur ve gurur günüdür.
Acının ağrısı her yerde aynı. 18 Mayıs 1944’te vatanlarında sürgün edilen Kırım Türklerinin boğazlara düğümlenen ağıdı nasıl ki;
Biz Kırım'dan çıkkanda,
Kar yağmadı, kan aktı,
Anam, babam, kız kardaşlarım,
Gözleri dolu yaş kaldı.” diye yankılandıysa; 20 Ocak 1990’da Bakü’de de;
Qərənfil - şəhid qanı,
Ağla, qərənfil, ağla!
Ağla, inlət meydanı,
Ağla, qərənfil, ağla! Sözleriyle kara yeri titretti, mavi göğü parçaladı.
20 ocak günü yaşananları, vakit ilerledikçe, aklımın erdiğince TV'den izliyor, radyodan dinliyor, gazeteden okuyordum. İnsanların yüzündeki acı ve sesindeki hüzün, “Mən Bakıyam, məni yandırırlar! (Ben Baküyüm, beni yakıyorlar!)” çığlığı ne gözlerimin önünden gitti ne de kulaklarımdan silindi.
Ermenilerin toprak hırsıyla başlayan o kara gün, bugün “Karabağ Azerbaycandır!” haykırışıyla, coğrafyanın kaderinin azimle ve inançla kazanılan zaferlerde saklı olduğunu dağlara taşlara kazımıştır. Katliam, 2015 yılında çekilen Qanlı Yanvar filmiyle, beyaz perdeye taşınmıştır. Filmde, Türk sinemasının usta isimlerinden Nebahat Çehre’nin de rol alması, iki devlet bir millet olduğumuzun ve Atatürk’ün dediği gibi “Azerbaycan'ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir.” sözünün güçlü bir göstergesi olmuştur.
20 Ocak / Qara Yanvar / Qanlı Ocak / Qara Ocak; “Çaresizlik nedir, bilir misiniz?” sorusunun durağıydı Azatlık Meydanı. “Vatan neden kutsaldır?” sorusunun ev sahibiydi Bakü. Bugün Azerbaycan’ın her köşesinde dalgalanan üç renkli şanlı bayrak; o gece toprağa düşenlerin emanetidir. Saygıyla, minnetle, rahmetle.''




