ANKARA - BHA
Yetkililer, söz konusu çalışmaların tamamen teorik ve ihtiyati nitelik taşıdığını vurgularken, bu durumun iki ülke arasındaki ilişkilerin geldiği noktayı göstermesi açısından dikkat çekici olduğu değerlendiriliyor.
The Globe and Mail gazetesinde yer alan habere göre, Kanada ordusu olası bir saldırı durumunda ABD’yi konvansiyonel askeri yöntemlerle durduramayacağının farkında. Bu nedenle hazırlanan savunma modelinde farklı stratejiler ön plana çıkıyor.
Model kapsamında, doğrudan cephe savaşı yerine sabotaj, pusu ve vur-kaç taktiklerine ağırlık verilmesi planlanıyor. Bir yetkili, bu yaklaşımın 1979-1989 yılları arasında yaşanan Sovyet-Afgan Savaşı’nda Rus güçlerine karşı uygulanan taktiklerden esinlendiğini belirtti. Amaç, işgalci güçlere yüksek kayıplar verdirerek olası bir işgali maliyetli hâle getirmek olarak ifade ediliyor.
Hazırlıklarda, geleneksel ağır silah sistemleri yerine insansız hava araçları ve drone teknolojilerinin daha etkin kullanımının da planlandığı aktarıldı.
Trump’ın söylemleri ve Arktik gerilimi etkili oldu
İki ülke arasındaki gerilimin temelinde, Başkan Trump’ın Kanada’yı “51. eyalet” olarak nitelendirmesi ve Arktik bölgesinde “güvenlik zafiyetleri” bulunduğuna yönelik açıklamaları yer alıyor. Ayrıca Trump’ın, Danimarka’ya bağlı Grönland’ı ilhak etme yönündeki ısrarlı söylemleri ve bölgeye asker sevk edilebileceğine dair ifadeleri, Kanada’nın savunma stratejilerini yeniden değerlendirmesine neden oldu.
Avrupa ve Çin ile yeni iş birlikleri gündemde
Kanada Başbakanı Mark Carney, Davos’ta yaptığı açıklamada “eski ve konforlu varsayımların artık geçerli olmadığını” belirterek, ülkesinin dış ve savunma politikalarında yeni adımlar atabileceğine işaret etti.
Bu kapsamda, olası bir saldırı durumunda Kanada’nın Fransa, Almanya ve İngiltere gibi nükleer güce sahip Avrupa ülkelerinden destek beklediği ifade edildi. Öte yandan Carney’nin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı görüşmede Grönland’ın egemenliği ve Arktik güvenliği konularında “görüş birliği” içinde olduklarını dile getirdiği aktarıldı.
Söz konusu gelişmeler, Kanada’nın uzun süredir ABD’ye olan bağımlılığını azaltma yönündeki stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.